İktisadi Yaklaşımlara Göre Devletin Ekonomideki Rolü

  • 18 Aralık 2016
  • 2.267 kez görüntülendi.
İktisadi Yaklaşımlara Göre Devletin Ekonomideki Rolü

Devletin Ekonomideki rolü için bir çok görüş ortaya atılmıştır. Kimisi devlet ekonomiye müdahale etmeli demiş kimi etmemeli demiş. Şimdi bu görüşleri kısaca tanıtalım;

  1. Merkantilizm
  2. Fizyokrasi
  3. Klasik liberal yaklaşım
  4. Keynesyen yaklaşım
  5. Monetarist yaklaşım
  6. Yeni Klasik yaklaşım
  7. Arz Yanlı iktisat yaklaşım
  8. Anayasal iktisat yaklaşımdır.

Bu görüşleri sırayla anlatacak olursak.

Merkantilizm: 16. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında Avrupa ülkelerinin izlediği ekonomik ve siyasi doktrine “merkantilizm” adı verilir. Bu görüşün varsayımları şunlardır.

  1. Merkantilizme göre Zenginliğin ölçüsü, ülkenin sahip olduğu altın ve gümüş stoklarıdır.
  2. Ülkelerin zenginleşmesinde en onemli rol dış ticarete aittir.
  3. Dünya serveti sabittir.
  4. Dış ticaret fazlası veren ülkelerde, altın ve gümüş stoku artacak, dolayısıyla ülke zenginleşmiş olacaktır. Bu nedenle ithalat yasaklanmış, ihracat ise teşvik edilmiştir.
  5. Dış ticarette fazla verilebilmesi için devlet ekonomiye müdahale etmeli.

Fizyokrasi: 18. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan bu görüş devlet müdahalesine karşıdır. Bu görüş “Bırakın yapsınlar bırakın geçsinler” ilkesinı ortaya koymuşlardır.  Bu görüşe göre ekonomik ve sosyal hayat bir doğal düzen içinde yer alır ve bu düzeni ancak devlet müdahalesi bozabilir. Buna göre

  • Devlet harcamaları kısılmalı
  • Vergiler sadece tarım sektöründen alınmalı ve dolaysız vergiler olmalı.
  • Devlet borçlanmamaya gitmemeli.

Klasik liberal yaklaşım : 18. yüzyıl ile 1929 büyük ekonomik buhran arası ekonomiye hakim olan bir görüştür. Bu yaklaşımda tıpkı fizyokrasi gibi devletin ekonomiye müdahale etmemesi gerektiğini savunur. Klasik liberal yaklaşım varsayımları şunlardır.

  • Piyasa ekonomisinin işleyişi önemlidir.
  • Devlet sadece güvenlik adalet ve yürütme hizmetleri ile ilgilenmeli.
  • Kamu harcamaları çok az olmalı
  • Vergiler düşük olmalı.
  • Denk devlet bütçesini savunur.
  • Tarafsız maliye görüşü savunulur.

Keynesyen yaklaşım : Bu yaklaşım klasik libarel yaklaşımının tersine devlet ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savunur. Keynesyen yaklaşım ekonominin talep yanına önem verir. Bu görüşün bazı varsayımları şunlardır.

  • Eğer toplam talepte bir yetersizlik olursa bu durumda işsizlik oluşur, toplam talep fazlalığı olursa bu sefer ekonomide enflasyon baş gösterir.
  • Devlet kamu harcamaları ile ekonomiye müdahale ederek ekonomiyi istikrara kavuşturabilir.
  • İşsizlik olduğunda bütçe açığı verilmeli. Enflasyon olduğunda ise bütçe fazlası verilmeli.
  • Bu yaklaşıma göre devlet, firmaların bireylerin kararlarını müdahalelerle etkileyebilir.

Monetarist yaklaşım : Bu yaklaşım serbest piyasa anlayışını savunur. Ekonomik istikrarsızlığın temel nedeninin devletlerin uyguladığı yanlış para politikalarıdır. Monetaristlere göre maliye politikası etkin değildir. Bu anlayışın öncüsü olan Friedmandır.

  • Bu anlayışa göre genişletici politikaların nihai sonucu enflasyondur. Bu sorunun önlenmesi için para arzı milli gelir büyüme oranına göre arttırılmalı.
  • Yine bu görüşe göre en iyi vergi kaynaktan kesilen ve artan oranlı vergidir.
  • Sınırlı devlet anlayışını savunur. Devlet güvenlik adalet ve diplomasi gibi temel hizmetleri yerine getirmelidir.
  • Devlet denk bütçeye ve küçük bir bütçeye sahip olmalıdır.

Yeni klasik yaklaşım : Diğer bir adı rasyonel beklentiler olan bu yaklaşıma göre, Bireyler devletin her türlü ekonomik politikaları hakkında bilgi ve değerlendirme yeteneğine sahiptir.

  • Bu yaklaşıma göre devletin uyguladığı politikalar ekonomi üzerinde etkisi olmaz. Bunun nedeni ise birey ve firmaların devletin politikalarının biliyor olmasıdır.
  • Bu görüşe göre devlet ekonomik politikalarını önceden belirlemelidir.

Arz yanlı iktisat yaklaşımı : Bu yaklaşım 1973 petrol krizinin ardından ortaya atılmış bir görüştür. Stagflasyonla mücadele etmenin politikasını öne sürmektedir. Bu görüşe göre vergi oranlı düşürülerek üretim teşvik edilmelidir. Keynesyen yaklaşımın aksine ekonomini arz yanına bakar.

  • En önemli temsilcisi Lafferdir. Laffere göre enflasyonun nedeni kamu harcamalarının artması, durgunluğun nedeni ise üretimi olumsuz etkileyen vergi oranlarıdır.
  • Laffere göre enflasyonun önlenmesi için kamu harcamaları azaltılmalı, üretimi teşvik etmek için ise vergi oranlarının azaltılması gerekir.
  • Yüksek vergi oranları yüzünden vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma oranı artmaktadır.

Laffer bu görüşlerini ardından laffer eğrisi denilen bir eğri türetmiştir. Buna göre ; vergi oranları ile vergi gelirleri arasında yakın bir ilişki vardır. Bu eğriye göre vergi oranları ile vergi gelirleri arasında belirli bir noktaya kadar doğru orantılıdır. Bu nokta aşıldıktan sonra ters orantılıdır.

Yukarıdaki şekilde de görüldüğü gibi vergi oranları P noktasına kadar doğur orantılı, P nokasından sonra ters orantılıdır. Yani p noktasına kadar vergi oranlarında ki artış vergi gelirlerini arttırırken, p noktasından sonra ki vergi artışı vergi gelirini düşürmektedir.

Anayasal iktisat yaklaşımı : Bu yaklaşım devletin ekonomiye müdahale yetkisinin anayasa ile sınırlandırılması gerektiğini savunur. Bunu göre ;

  • Anayasada mali yetkileri sınırlandıran bir madde olmadıkça, hükumet bu yetkilerini kötüye kullanabilir ve ekonomini işleyişini bozabilir.
  • Sınırlama sadece mali araçlarla değil parasal araçlara yönelikte olmalı.
  • 1970 yıllarda yaşanan ekonomik sorunların baş nedeni olarak devletin ekonomiye aşırı müdahalede bulunmuş olmasıdır.
  • En önemli temsilcileri Buchanan, tullock, hayek dir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İstanbul Evden Eve Nakliyat Hizmeti veren en iyi şirketler. kütahya evden eve nakliyat bakırköy evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat esenler evden eve nakliyat ofis taşımacılığı şişli evden eve nakliyat